• Yorumlar: 0
  • Yayınlayan: Fatihtemiz

PSAT/SAT SINAVI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

‘Big Data’, yani insanlara ait olan tüm veri kümeleri satılık hale geldi. Lise öğrencilerinin PSAT / SAT gibi standart testlere girmeleri için verdikleri bilgiler de buna dahil. Wall Street Journal (WSJ) raporuna göre, College Board talep eden, özellikle seçkin üniversitelere isim başına sadece 47 cent için test katılımcılarının kişisel bilgilerini satıyor. Bu üniversiteler daha sonra bu verileri kendi imajlarını güçlendirmek için kullanıyorlar.

Bir üniversitenin daha güçlü görünmeyi istemesinin kendine göre haklı nedenleri var elbette. Sadece en iyinin en iyisini aldıkları gibi daha seçici görünmelerini sağlıyor bu süreç. Daha da ötesinde, okullar ülke ve dünya sıralamasında derecelendirilirken, seçiciliğin dikkate alınması sebebiyle kendini üst sıralara taşıyabiliyor. ABD News & World Report’un yıllık sıralamasında ilk beş ulusal üniversiteye bakıldığında, bu okulların kabul oranı sadece yüzde 5-7 arasında olduğu görülmektedir. Yani bu önemli bir kriterdir sıralama adına. Üniversitenin diğerlerinden daha seçici görünmesini sağlayan iki faktör var: Çok daha fazla başvuru sahibi olmak ve bunun küçük bir yüzdesini kabul etmek. PSAT / SAT’ye giren öğrencilerin bilgileri burada devreye giriyor.

Verilere sahip olan üniversiteler, daha sonra bu öğrencilere broşür gönderiyor ve onları üniversitelerine başvurmaya davet ediyor. Öğrenciler başvuru ücretlerini ödedikten sonra (okula bağlı olarak 75 $ veya daha yüksek olabilir) ve bir yanıt bekledikten sonra, üniversite bunları reddediyor. Sürecin can yakıcı kısmı ise şu: ‘Okullar, bu başvuranların kabul edilme şanslarının olmadığını biliyor ama yine de tanıtıma ve davete devam ediyor.’

Bu uygulama, okulların başvuru sayılarını ve red oranlarını şişirmelerine yardımcı oluyor. Red oranları öğrencileri PSAT / SAT hazırlığına ve yeniden sınavı almaya yönlendiriyor. Sonuçta, hem üniversiteler hem de College Board bu süreçten fayda sağlarken, öğrenciler kaygılı ve maliyetli bir süreç yaşıyor.

Tabi ki bu datayı sadece öğrencileri reddedip imaj güçlendirmek adına kullanmıyorlar. Bunun yanı sıra potansiyel öğrencileri PSAT sınavı ile erken yıllarda tespit edip, kabul havuzuna alıyorlar ve o öğrencilerin başvurularını takip ediyorlar. Bu sebeple PSAT / SAT sınav datalarının iki farklı yönü ortaya çıkıyor diyebiliriz.

Peki ne yapmalı, neye dikkat etmeli? Bu süreç elbette pozitife çevrilebilir. Verilerin paylaşıldığı gerçeği dikkate alınarak, 9-10-11 sınıflarda alınan PSAT sınavına ve genelde 11. sınıfta girilen SAT sınavına doğru ve erken hazırlık yapılarak, hedef okulların havuzuna girmek hedeflenebilir. Ya da düşük puan geleceği hissediliyorsa ya da hazırlıksız ise öğrenci, sınava girmeye kendini hazır hissettikten sonra sınava girip birçoklarının önüne geçebilir. Günümüzde data her şey, bu sebeple öğrenciler doğru strateji belirleyip bu veri sürecini kendi avantajlarına çevirebilirlerse, istedikleri okullara daha yakın olabilir ve başarıyı yakalayabilirler.

Yazar: Fatihtemiz

Bir cevap yazın